Bizler Türkiye Kızılay Derneği Kan Merkezlerinde çalışan flebotomi uzmanı hemşire, şoför, veznedar, tıbbi sekreter, hizmetli personel gibi görevleri yerine getiren sağlık çalışanlarıydık. Çalışanlarıydık diyoruz. Çünkü; uzun zamandan beri yaşadığımız sorunlara çözüm bulmak, çalışma yaşamımız ve özlük haklarımız konusunda söz ve karar sahibi olabilmek için sendikamız DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş’e üye olduk. Ardından hiçbir Kızılay biriminin dahi bulunmadığı Ardahan ve Şırnak’a sürgün edilmek istendik. Sürgünleri kabul etmeyen bizler yani; yıllardır Kızılay’ın çeşitli birimlerinde ve Çapa Kızılay Kan Merkezi’nde başarıyla ve özveriyle çalışmakta olan biz 10 sağlık emekçisi, sadece sendikamıza üye olduğumuz için, tamamen haksız ve hukuk dışı olarak 22 Ekim 2008’de işten atıldık.
En az on yıllık çalışan biz Kızılay emekçileri işten atılmanın üzüntüsünü atlatamadan, basın açıklamalarımızda yanımızda yer alan 6 arkadaşımız daha sürgüne gönderilmeye çalışıldılar. Bizim yaşadığımız tüm süreçleri yaşayan 5 arkadaşımız da sürgünleri kabul etmeyince 17 Kasım 2008’de işten atıldılar.
Yasal sürecimiz Sendikamız Dev Sağlık-İş üzerinden hemen başlatıldı.
Bize reva görülen bu uygulama haksızdı, çünkü hiçbir geçerli nedene bağlı olmayıp bütünüyle sendikal örgütlenmeyi ortadan kaldırmaya yönelikti. Hukuksuzdu, çünkü İş Kanunu’nun görevlendirmeyi düzenleyen 22. maddesine ve Kızılay ile imzalamış olduğumuz sözleşmenin içeriğine aykırıydı.
Hukuka ve yasaların üstünlüğüne duyduğumuz güvenle Sendikamızla Kızılay birimlerinde tüm baskı ve yıldırma politikalarına rağmen örgütlenmeye devam ettik.
Ve hukukun üstünlüğü bir kez daha yasalara aykırı tüm uygulamalarda olduğu gibi bizim davamızı da 13 Mayıs 2009 tarihinde lehimizde karara bağladı. Haklılığımız ve sendikal mücadelemiz Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 05 Ekim 2009 tarihinde bir kez daha onandı.
Bir kez daha ifade ediyoruz ki, sendikalı olmak yasalar ve Anayasa ile güvence altına alınmış olan temel bir haktır. Ve tüm yaşadığımız kötü uygulamalara karşın bu hakkımızı kullanmaya devam edeceğiz.
Sendikamız Dev Sağlık-İş’e üye olarak amacımız, Kızılay Yönetiminin söylediği gibi tazminatlı işten çıkarılabilmek değil, emeğimizin karşılığını alabilmek, başta iş güvencesi olmak üzere en temel haklarımızı, geleceğimizi ve çocuklarımızın geleceğini güvence altına alabilmektir.
Umuyoruz kazandığımız hukuk mücadelesi, Kızılay’da ve tüm yurtta bu tarz uygulamalara maruz kalan emekçi arkadaşlarımız için umut ve çocuklarımıza hazırlamak istediğimiz güzel bir dünya için ilerlediğimiz yola eklenen, sağlam bir taş olacaktır.
Yıllardır çalışanı olmaktan gurur duyduğumuz Kızılay, yalnızca var olan yöneticilerin değil, biz Kızılay çalışanlarının ve bağışçıları, donörleri, ihtiyaç sahipleriyle tüm toplumun ortak bir değeridir. Bu değere yönetimlerden kaynaklanan yanlışlıklar karşısında bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Kızılay yönetimini artık bu tahammülsüz ve antidemokratik tutumunu değiştirmeye, İş Mahkemesi’nin ve Yargıtay’ın verdiği kararları uygulamaya davet ediyoruz.
Yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen Kızılay’ın öz kızları ve cefakar personeli olarak iş yerlerimize dönmek, Kızılay’ı yine alnımızın akıyla temsil etmek istiyoruz.
Çıktığımız onurlu yolda alın terimizle, güler yüzümüzle Kızılay’ın yüz akı olmak, hakkımızı almak, iş güvenceli çalışmak ve güvenle geleceğe bakmak istiyoruz.
Her açıklamamızda olduğu gibi yine tekrar ediyoruz.
KIZILAY BİZİMDİR BİZİM KALACAK!
Saygılarımızla..
DİSK/ DEV SAĞLIK-İŞ