Taşeron sağlık işçilerinin kadroya geçirilmesi sürecinde haksızlığa eşitsizliğe ve adaletsizliğe izin vermeyeceğiz!

Sağlık emek-meslek örgütleri olarak bugün (5 Ocak 2018, Cuma) İstanbul Tabip Odası’nın Cağaloğlu’ndaki binasında ortak basın toplantısında bir araya geldik. ”Anayasa’ya, hukukun temel ilkelerine ve sosyal diyalog anlayışına aykırı olarak hazırlanan 696 sayılı KHK ile getirildiği iddia edilen taşeron işçilere kadro hakkının, taşeron işçilerin kadro sorununu çözmeyecek, yeni sorunlar, eşitsizlikler, adaletsizlikler ve haksızlıklar yaratacak nitelikte olduğunu ifade ettiğimiz basın toplantısında basın metnini Türk Tabipleri Birliği Genel Başkanı Prof.Dr. Raşit Tükel paylaştı.

Prof. Dr. Raşit Tükel sağlık emek-meslek örgütleri adına yaptığı ortak açıklamada ”bizler, sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri olarak, on yılı aşkın süredir kamudaki taşeron işçilerin %70’inin istihdam edildiği sağlık iş kolunda  “İnsan İhaleyle Çalıştırılmaz, Sağlıkta Taşeron Olmaz” diyerek fiili ve hukuksal mücadele yürütüyoruz. Taşeron işçilerin sendikalarımız çatısı altında verdiği bu mücadele taşeron işçi gerçeğini, taşeron çalıştırmanın insan onuruna aykırı bir çalıştırma biçimi ve açıkça bir emek hırsızlığı olduğunu herkese gösterdi. Bizler biliyoruz ki;  kadro hakkı, iktidarın bir lütfu değil, bir ekip olarak son derece yaşamsal bir hizmeti ürettiğimiz iş kolumuzda sağlık çalışanlarının farklı statülerle parçalanmasına karşı büyüttüğümüz ortak mücadelenin ve ortak örgütlenmenin kazanımıdır. Yapılan düzenleme ile başta belediyelerdeki 400 binden fazla taşeron işçisi ve KİT’lerde çalışan taşeron işçiler olmak üzere binlerce işçi kapsam dışında bırakıldı. Haklarından feragat etme, sınav, güvenlik soruşturması gibi bir dizi koşul getirildi.” dedi.

”Yıllarca devlet hastanelerinde gece gündüz çalışan, kamu adına sağlık hizmeti üreten ve her türlü hakkı gasp edilerek mağdur edilen bu arkadaşlarımız kamu işçisi olmaları halinde kendi hastanelerinde çalıştırılmayacaklar. Tebliğde net bir biçimde yazılan ve Çalışma Bakanı’nın çeşitli televizyon kanallarındaki açıklamalarında açıkça ifade ettiği gibi “Bu işçiler, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kurumlarının aynı il içerisinde ihtiyaç duyulan birimlerinde, aynı ilde ihtiyaç bulunmaması halinde ise ilgilinin talebi doğrultusunda Bakanlığın uygun gördüğü başka bir ilin ihtiyacı olan birimine kadrosuyla birlikte geçirilebilir” Ayrıca , “bu madde kapsamına giren işçilerden bir kısmının ya da tamamının Sağlık Bakanlığınca ihtiyaç fazlası personel olarak belirlenmesi halinde; …..ihtiyaç fazlası işçiler Devlet Personel Başkanlığı tarafından ihtiyaç talebinde bulunan idarelerde ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılan sürekli işçi kadrolarına yerleştirilir. …Bu işçiler, yerleştirilme işleminin kendilerine tebliğini izleyen günden itibaren beş iş günü içinde yeni görev yerlerinde işe başlamak zorundadır.” diye sözlerine devam Tükel’den sonra sözü SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden aldı. 

Konuşmasında OHAL/KHK rejiminin kalıcı hale getirilmeye çalışıldığını buna karşı ortak mücadelenin olması gerektiğinin altını çizdi. Özellikle şehir hastanelerinde yaşanan hak gasplarına dikkat çeken Erden, her türlü baskıya ve zorluklara karşın mücadeleye devam etmek gerektiğini ve devam edeceklerini ifade etti.

Daha sonra söz alan Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (TÜMRAD-DER) Genel Başkanı Heybet Arslanoğlu da konuşmasında özellikle kadro kapasımı dışında kalan radyoloji teknisyenleri ve teknikerlerinin mağduriyetini dile getirdi.

Sendikamız Genel Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu konuşmasında şehir hastaneleri özelinde genel olarak sağlık iş kolunda yaşanması muhtemel konulardan bahsetti. bu konularda satır başları ise şöyle:

  • 4 şehir hastanesindeki (Adana, Mersin, Isparta ve Yozgat) taşerondan geçen işçi arkadaşlarımızı ve başta bu yıl Ankara olmak üzere üç yıl içerisinde tamamlanacak olan 18 Şehir Hastanesine geçecek hastanelerdeki taşeron işçisi arkadaşlarımızı karanlık bir gelecek bekliyor.
  • Yıllarca devlet hastanelerinde gece gündüz çalışan, kamu adına sağlık hizmeti üreten ve her türlü hakkı gasp edilerek mağdur edilen bu arkadaşlarımız kamu işçisi olmaları halinde kendi hastanelerinde çalıştırılmayacaklar!
  • Konuya dair tebliğden ve Bakanın açıklamalarından görüldüğü üzere bu arkadaşlarımız Şehir Hastanelerinde de çalıştırılmayacaklar! Şimdi soruyoruz; devlet kadrosuna alındığı söylenen, kamunun işçisi olduğu söylenen işçiler neden şehir hastanelerinde çalıştırılmamaktadır?
  • Şimdi soruyoruz; şehir hastaneleri kamunun mudur, yoksa o inşaatı yapan ve destek/tıbbi destek hizmetlerini sunan şirketlerin midir?
  • Yine soruyoruz; kamuda taşeronu kaldırdık derken, bir yandan belediyeleri kapsam dışında bırakıp diğer yandan kamudaki taşeron işçilerin %70’inin yer aldığı sağlık işkolu tümüyle inşaat şirketlerinin ve onların getireceği şirketler aracılığıyla topluca mı taşerona verilecektir?
  • Soruyoruz: Bu durum, açıldığı bölgedeki mevcut devlet hastanelerinin kapatılmasına yol açacak olan şehir hastanelerinde taşeron sisteminin doludizgin devam edeceği, dolayısıyla sağlık hizmetlerinde aslında taşeron sisteminin daha da kötü biçimde süreceği, anlamına mı gelmektedir?
  • Şehir Hastaneleri konusunda kamuoyuna anlattığımız ama Sağlık Bakanına kabul ettiremediğimiz gerçek, yani şehir hastanelerinin devlet hastanesi olmaktan çıkartıldığı gerçeği, bizzat Çalışma Bakanı tarafından itiraf edilmiştir.
  • Bilinsin ki, bu sürecin tarafıyız ve sonuna kadar takipçisi olacağız. Yıllardır emeği ve kimliği yok sayılan tek bir taşeron sağlık işçisi arkadaşımızın geleceğinin yani ortak kaderimizin karartılmasına izin vermeyeceğiz!

Arzu Çerkezoğlu konuşmasını ”Tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak, insanca yaşayacağımız ve emeğimizin karşılığını alacağımız güvenceli bir çalışma düzenini hep birlikte kendi ellerimizle kuracağız!” ifaseleriyle bitirdi.

 

 

5 ocak1 5 ocak2

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir